Anasayfa / Ev-Dekorasyon / SIKILDIM MUTLULUKTAN!!
Embed

SIKILDIM MUTLULUKTAN!!

 

 

Fotoğraf: Emine Başa

Model: Ceren Taşçı

 

GEÇMİŞ ZAMAN / Mutluyduk.

 

Kırmızı damlardan akan yağmur suyunun yatakları ıslattığı zamanlardı. Kırmızı panjurlu düşler kurmanın nemli yorgan altında olanaksız olduğuna inanılan zamanlar...

Bu yüzden karanfil yetiştirirdik pencerelerimizde. Daracıktı belki saksılarımızdaki toprak, ama yüreklerimizdeki orman öyle genişti ki yaprak yaprak, bilmediğimiz ve düşlemediğimiz evlerdeki panjurlar kıskanır, sokağa girildiğinde hayat kıpkırmızı akardı.

 

Henüz dünyanın damının eskimediği, eski damına rağmen evlerimizin omuz omuza verince yağmuru savuşturduğuna inanılan zamanlardı. "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusuna örgütlü yanıtların verildiği zamanlar...

 

Akşamları komşu oturmasına gidildiğinde içilen çayın deminde okkalıydı belki yoksulluk; kapıdan geçen yoğurtçunun zilinde uyanık ve tüten sobanın dumanında sıcak, ama yüreklerimizdeki nehir öylesine mavi akardı ki ışıldayarak, bildiğimiz ve istemediğimiz yerlerdeki insanların gözleri kamaşır, kara gözlüklerinin ardında hırstan ağlaşırlardı.

 

Ah ne zamanlardı! Hele aşk hele aşk... Hani o çok bildik imge "Gül ve Bıçak". "Seni seviyorum. Eğer seni incitirsem bu bıçakla sen de beni incit." diyen erkeklerin ve kadınların utangaç olduğu zamanlardı. Aşkı savunmanın yaşamı savunmak olduğuna inanılan zamanlar...

 

GELECEK ZAMAN / Mutlu olacağız.

 

Evrenin karadeliklerince emilemeyen, emilemediği için boşlukta öylece asılan, asıldıkça sıkışan, sıkıştıkça genişleyen bilinç yağacak bir gün üstümüze. O gün geldiğinde Dünya varını yoğunu sınamış olacak; tüketmiş olacak çoktan bombasını-silahını, yalanını-talanını, sınırını-toprağını...

 

O bilinç yağdığında onarılacak dünyanın damı. Bütün nehirler yeniden akacak yatağında mavi, bütün ormanlar yeniden fışkıracak toprağında yeşil, bütün hayvanlar yeniden doğacak gemisinde beyaz, ah bütün insanlar buluşacak penceresinde kırmızı.

 

Uzun ve adaletli sofralarda yeniden buram buram aşk kokacak. Gül başköşede bıçağına gözkırpıp saçlarını tarayacak dalında mağrur. Bıçak çoktan körelmiş olacak, incitmelere-incinmelere dükkan kapatmıştı tarihteki bileyci. Ve karanfilin gülü kıskanması için hiç bir neden kalmayacak. Çünkü gül güllüğünü, karanfil karanfilliğini, insan insanlığını bilecek o bilinç yağdığında.

 

ŞİMDİKİ ZAMAN / Mutluyduk-Mutlu olacağız.

 

Çürüme, çözülme ve kopuşun kokusu kırıyor pencerelerimizi. Açtırdığımız yerde düşsüz kusuyor karanfiller. Yollarda, parklarda, haritalarda kan-a kan-a büyüyor artık kırmızı. Ah, dişi eksilmiş ağızlarda yoksulluk sırıtıyor. Kimse kimsenin ağzına bir diş koymuyor kuytularda, varsa kalanını çekmeye meyilli. Ah, güvercinler de arkadan vuruluyor! Her yerde ama her yerde "vatansever" insansevmez gölgeler konuşuyor.

 

Dünya'nın damı deliniyor be! Utancından kendi damlarımızın deliği küçüldükçe küçülüyor. Ve küçülen o yerde gül kökünü arıyor. Sadece bıçak, sadece bıçak... Vurmaktan yorulmamış, uykusunda bile parlayan bıçak...

 

Şimdiki zaman geçmiş zamanı hatırladığında, gelecek zaman şimdiki zamanı unutturduğunda... Yok yok böyle değildi! Gelecek zamanın da bir şimdisi adı geçmiş zaman olan...

 

Öf! Sıkıldım mutluluktan!

.........................

Emine Başa

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!
Bu içeriği paylaşın!