DENİZLE KONUŞMALAR -ÖFKE! - EMINE BASA...*Ben kendimi gözlerime söyledim.* - Blogcu



EMINE BASA...*Ben kendimi gözlerime söyledim.*
br


TANIM


Şiir ve edebiyat, hayatın bazen bakmayı hiç istemediğimiz ayna yüzüdür. O aynaya bakmaya cesareti olanlar, hayatı değiştirme cesaretini de yüzlerinde taşıyanlardır............... ***EMİNE BAŞA*** İletişim:eylulguz@gmail.com



İçerik

* Ana Sayfa
* Profilim
* e-mail
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Son yazılar


-DENİZLE KONUŞMALAR -ÖFKE!
-İKİ KAPI
-DENİZLE KONUŞMALAR -Bildim Seni Hayat!
-DENİZLE KONUŞMALAR - Mavim gül...
-DENİZLE KONUŞMALAR - Rüya
-EYLÜL'ÜN UTANCI!
-EYLÜL SÖYLEYİŞLERİ -I-
-EYLÜL SÖYLEYİŞLERİ -II-
-EYLÜL SÖYLEYİŞLERİ -III-
-EYLÜL SÖYLEYİŞLERİ -IV-
-EYLÜL SÖYLEYİŞLERİ -V-
-DENİZLE KONUŞMALAR -Eller...
-DENİZLE KONUŞMALAR -Ortalama 40 çöp yalnızlık...
-DENİZLE KONUŞMALAR -Ayıp yazı!
-DENİZLE KONUŞMALAR -Zırva!

Son yorumlar


sadece benden.
şirin ses ve anlam birliği...
Teşekkür...
Üzgünüm dedi hayat..
Ikinize dair..
...
teşekkür
Ya öncesi; ya sonrası arası yokkk...
Yine aynı "SON"... (Benim için)
Ben herkesi kayda alırım!

Kategoriler




Dost Siteler/Okunası yazılar

<%Okunası yazılar%>
* İKİÇİFTLAF
* BEYHUDE EDEBİYAT
* EMEĞİN SANATI
* EMEĞİN SANATI2
* İBRAHİM KAYA
* HÜSEYİN ŞİMŞEK
* ŞERİF ERGİNBAY
* NECMİ OTÇU
* küresel barış
* küresel eylem
* küresel ısınma
* greenpeace/turkey
* Devrimci erkekler nerede?
* barışa rock
* "hrant'ın katilleri!.."


******************





*Sitedeki yazıların tüm hakları
ve sorumluluğu yazara aittir.
yazıların izin alınmadan veya yazara
atıf yapılmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na
göre suçtur.*



******************



“Masumiyet, özgürlüğün sıkıntılarından hiçbirine katlanmadan nimetlerinden yararlanmaya kalkışmaktır.”


Pascal Bruckner

"Masumiyetin Ayartıcılığı"



*********************





İKİÇİFTLAF'ı Ziyaret Edin

*********************



"Hayat Fotoğraftır.

Karelerinin sanat

olabilmesi için

işçilik gerekir."

*Emine Başa*



EMİNE BAŞA

Fotoğrafları için

slideshow'un üzerini tıklayınız..



*******************


ENGİN BAŞA

Fotoğrafları için

slideshow'un üzerini tıklayınız..




*******************



İNSAN HAKLARI

EVRENSEL BEYANNAMESİ






Madde 1--

Bütün insanlar özgür, onur ve

haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve

vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik

anlayışıyla davranmalıdırlar.


Madde 2-

Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil,

din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal

veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya

herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin

bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan

ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.

Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet

altında veya özerk olmayan ya da başka bir

egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı

olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu

devlet veya ülkenin siyasal, hukuksal veya

uluslararası statüsü bakımından hiçbir ayrım

gözetilmeyecektir.


Madde 3--

Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği

herkesin hakkıdır.


Madde 4--

Hiç kimse kölelik veya kulluk altında

bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her

türlü biçimde yasaktır.


Madde 5--

Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce,

insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda

bulunulamaz ve ceza verilemez.


Madde 6--

Herkesin, her nerede olursa olsun,

hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.


Madde 7--

Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım

gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak

yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu Bildirgeye

aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve

böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya

karşı eşit korunma hakkı vardır.


Madde 8--

Herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış

temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili

ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna

başvurma hakkı vardır.


Madde 9--

Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz,

tutuklanamaz ve sürgün edilemez.


Madde 10--

Herkesin, hak ve yükümlülükleri

belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken,

tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini

istemeye hakkı vardır.














*********************




KÜRESEL SU ADALETİ HAREKETİ



"SU, DÜNYA HALKLARININ ORTAK KULLANACAĞI BİR DEĞERDİR, ÖZELLEŞTİRİLEMEZ!"



****************



*********************



SAVAŞA HAYIR!



SINIR ÖTESİNDE,SINIR BERİSİNDE, O KIYIDA, BU KIYIDA, SAVAŞA ŞİDDETE, SİLAHA,İŞGALE, MİLİTARİZME HAYIR!


BARIŞ,HEMEN ŞİMDİ!



********************



Ergenekon yetmez, 12 Eylül darbecileri de yargılansın."


 ziyaret et

********************



Türkiye'de, her üç kadından biri

şiddet görüyor!




YETEEER!


Ellerinizi

kadınların bedenlerinden,

beyinlerinden

ÇEKİN!




*********************



küresel ısınma başladı!



****************



Türkiye Kyoto'yu imzaladı. Sıra Kopenhag'da!


zafer

TBMM'nin Kyoto Protokolü'nü onaylamasından sonra, sıra bu yıl yapılacak olan ve yeni hedeflerin belirleneceği

"Kopenhag İklim Görüşmeleri"nde..


Haydi,hep birlikte TBMM milletvekillerine mektup gönderelim.

buraya tıklayarak imza verebilirsiniz..
 İmza at!



 ziyaret et

**********************



 ziyaret et

**********************



 Devrimci Siteler i ziyaret et



DENİZLE KONUŞMALAR -ÖFKE!



Fotoğraf: Emine Başa





Öfkene alışkınım! Rengini sık sık göklere teslim etmene, Aphrodit'in elinden tutup kendini kıyıya vurmana, dövmene, kusmana... Ama sonsuzluğundan başlayıp yüreğinin tam ortalarına kadar sinsice ilerleyen ve seni tam ortadan ikiye bölen bu öfke!?.. Başka bir şey!..

 

Bu ne hâl DENİZ?! Bu ne ürkütücü bir çığlık?! Bu ne kabarma?! Bu ne kusma?! Gezegenin çöpünü kusmuşsun! Kusmuşsun da, bir tokat gibi patlatmışsın suratım(ız)a seni kirletişimizin delillerini. 

Hâlâ miden bulanıyor, belli. Benim de!

 

Seninle dertleşmeye gelmiştim. Seni böyle çaresiz, pisliğin ortasında görünce vazgeçtim. Beni boşver! Her zamanki sayıklamalar, her zamanki iç çekişleri... Bakma sen, sıkılıyorum bazen kendimden; susmayı çok isterken susamadığım için... Bunca dertliyken gezegen sözcük savurmasından başka bir şey yapamadığım için...  İnsanın kendini kaldırıp atası geliyor, asası geliyor, vurası geliyor!..

 

Hadi sen anlat bu defa, sen dök içini bana. Öfken saklamıyor çaresizliğini; ben seni tanıyorum DENİZ. Hadi anlat bana. Nedir seni böyle öfkelendiren?

 

 

-Hangi birini anlatayım ey benim dinleyenim? Daha birkaç ay önce ötelerde yaşayan büyükbabam okyanusun dalgalarında ölen üçyüz bin insandan mı başlayayım? Bu insanları öldürenin aslında büyükbabam değil de -insanların bilgisiz ve cahil kalmasında, hatta topyekûn ölmelerinde büyük yararlar gören- gezegenin eli kanlı yöneteni olduğundan mı söz edeyim? Gezegenin derinleri büyükbabam okyanusu içine aldı. Çatlaklarını, yarıklarını büyükbabamla doldurup fazlalıklarını yeniden püskürttü. Bu kadar basit! Çok sık olmasa da anormal sayılmayan bir doğal olay değil mi? Bir kaç saat öncesinden büyükbabamın kabaracağı, dev dalgalara dönüşeceği belli değil mi? Eli kanlı yöneten biliyordu. (O her şeyi bilir! ) Buna rağmen sadece orada bulunan üslerini haberdar edip kendi insanının canını kurtardı? Onca insanın ölmesine göz yummak demek değil mi bu? DENİZ'in nasıl öfkelenmesin?

 

- Onca insan da bilgisiz, cahil ve yoksul bırakılmayı sinelerine çekiyor ama ey benim dinleyenim. Sinelerine çekip çekip ölmeyi ve sürünmeyi bir kader haline getiriyorlar. On yaşındaki bir çocuk kadar da mı olamadılar? Okulda öğrendiği bir bilgiyı aklında dönendirip onlarca kişinin hayatını kurtaran o çocuk kadar da mı?.. Bu kadar mı dumura uğradı beyinler? Bu kadar mı izin verilir körleşmeye, sağırlaşmaya, dilsizleşmeye ey benim dinleyenim? DENİZ'in nasıl öfkelenmesin?

 

- Şimdi "yardım" adı altında sarsılan imajını tazelemeye çalışıyor eli kanlı yöneten. Erken uyarı sistemini kurmaya çalışıyormuş. Pöh! Göz boyamaktan başka bir şey olabilir mi bunun adı? Her geçen gün gelişen, geliştikçe saldırganlaşan bir korku paranoyasıyla silahlara yatırım yapmaktan başka bir şeyi görmüyor onun gözü. Gezegenin ekolojik dengesinin bozulmasında çok büyük bir rol oynadığı halde, böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor ey benim dinleyenim. DENİZ'in nasıl öfkelenmesin.

 

- Hangi birini anlatayım? İnsanoğlu ve insankadınının çarpık enerji kullanımı ve endüstrileşme hırsının ekolojik dengeyi nasıl bozduğunun en önemli tanığıyım ben. Ulaşım, ısınma ve sanayide fosil yakıtların kullanılmasından kaynaklanan ve atmosfere yayılan karbon dioksiti en çok büyükbabam okyanus emiyor ya, bu oran çok çok aşıldı ey benim dinleyenim. 30 ila 70 yıl içinde zirve noktasına çıkacak bu asitlenme. Okyanuslar 2100 yılında ise 400 milyon yıl önceki kadar asitli hale gelecek. Deniz canlılarının ölümü demek bu. Mercanların ölümü demek. DENİZ'in nasıl öfkelenmesin?

 

- Gezegenimizin atmosferi hızla kirleniyor ey benim dinleyenim. Atmoferin, güneşten gelen ışınları-ısıyı tutma yeteneği, gezegen insanının bilinçsizce saldığı gazlar yüzünden gün geçtikçe bozuluyor. Denizlerin, okyanusların ısı değeri değişiyor ve gezegen hızla küresel ısınmaya  doğru gidiyor. Buzullar eriyecek, okyanuslar yükselecek, iklimler değişecek... Bu, görülmemiş fırtınalar, tsunami benzeri felâketler, kuraklık, açlık ve kaos  demek. DENİZ'in nasıl öfkelenmesin?

 

- Küresel ısınmada enerji kullanımının yüzde 49, endüstrileşmenin yüzde 24, ormansızlaştırmanın yüzde14, tarımın yüzde 13'lük payı var ey benim sevenim. Ve bütün bu kirlenmeye en büyük katkıyı yapan eli kanlı yöneten kılını bile kıpırdatmıyor. Oysa acil müdahaleyle gaz salımının yüzde 60 oranında azaltılması gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Tokyo'da ondört ülke tarafından imzalanan ve gaz salımının azaltılmasını öngören Kyoto Protokolü'nü bu eli kanlı yöneten, anlaşmanın ekonomik gücünü azaltacağını ileri sürerek imzalamadı. Peşinden koştuğu petrol gibi fosil yakıtlardan vazgeçmeye niyetli değil; Ortadoğu'yu kurcalamaya devam ediyor. Göz göre göre gezegen elden gidiyor ey benim dinleyenim. DENİZ'in nasıl öfkelenmesin?

 

- Her yıl 300 milyon ton tehlikeli atık açığa çıkıyor. Dünya ormanlarının yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Memelilerin dörtte biri, kuşların yüzde onikisinin soyları tükenmek üzere. İnsan ırkının hayatta kalabilmesi için ise bir ya da iki nesillik zaman kaldığını söylüyor bilim insanları. DENİZ'in nasıl öfkelenmesin? Nasıl korkmasın? Nasıl çaresiz bir bekleyişle siyaha kesmesin kendini? Nasıl, nasıl?..

 

- Yoruldum, git artık!

 

.................

Önünde saygıyla eğiliyorum DENİZ!
Beni affet! Ama ben kendimi insan olarak affetmeyeceğim!

.............

Emine Başa

Şubat2005

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 16:15, 18.10.2009 Kategori: Denizle Konusmalar
Yorum yaz

<- | Sonraki Sayfa ->