Şiir ve edebiyat, hayatın bazen bakmayı
hiç istemediğimiz ayna yüzüdür.
O aynaya bakmaya cesareti olanlar,
hayatı değiştirme cesaretini de yüzlerinde
taşıyanlardır...............
***EMİNE BAŞA***
İletişim:eylulguz@gmail.com
*Sitedeki yazıların tüm hakları
ve sorumluluğu yazara aittir.
yazıların izin alınmadan veya yazara
atıf yapılmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na
göre suçtur.*
Bükme dudaklarını DENİZ. Ben seni unutmadım. Büktükçe sen dudaklarını, gülümün de boynu bükülüyor saksısında.
Yapma!
Kanımla suluyorum onu ben, bu yüzden mavi. Canımla seviyorum onu ben, bu yüzden kokladıkça sen. Etimle okşuyorum onu ben, bu yüzden dikenleri tuz.
Saran ama boğmayan mavi…
Uçan ama çıkmayan koku…
Yakan ama batmayan tuz…
Ah Mavim Gül! Ah uzağı yakın eden avuntu! Ah DENİZ! Ben seni unutmadım!
Unut(ul)mak var ya unut(ul)mak,
bir sehpaya tekme atanın gölgesinde uyumak
ya da bir çınarın gölgesinin düşmemesi memlekete.
Çok şükür, cellat beşiğine kıvrılmadı uykumuz.
Çok şükür, çınarlar altında hâlâ şiir yazar şairin çocukları.
Çok şükür, çürümemiş karanfil toplar hâlâ memleketten.
Karanfil yerine mavi gül yetiştiriyorum şaire, hey!
Umudun rengi mavi, alsın koysun çınarının gölgesine.
Beni koysun, ah DENİZ seni koysun.
Bu bozulmamış simya yakışır karanfillerine.
Çok şükür, ben seni unutmadım DENİZ. Mavim Gül’le her akşam aşk içiyorum dudaklarından. Ah, aşk içiyorum da yağmur kıskanıyor, kara bulutlarını alıp da geliyor, gelip de vuruyor pencereme. Bırak sevgilinin o yüreksiz, o korkak ıssızlığını! Ben Mavim Gül’le her akşam aşk… Ah Aşk! Ha arabesk ha yarım, öznesi değişken unutulmaya köle… Ne fark eder!? Delse, delip de geçse, ten yalnız büyüse… Ne fark eder!? Aşksa sarmalanır ruhun üşümüş elleri. Bir sökük hırka sırtı ısıtır düş nakışıyla. Yalnızlık utanır akşamı vurduğuna.
Bükme dudaklarını öyle. Aşksa tamamlanır dudağının kenarından düşen. Bakarsın, bir sarhoş şarap öper düş ağzıyla ya da bir martının kanadı değer, ufkunun içi titrer . Bir gemi gövdeni çizer, ince bir köpük sızar derinlerine. Derinlerin düş dolar, derinlerin ısınır o şarkıyla. Yalnızlık utanır yarım kaldığına.
Çok şükür, ben seni unutmadım DENİZ. Mavim Gül’le her akşam, ama her akşam, upuzun söyleşiler yapıyorum sen niyetine. Gizlim değiyor teninin gizlisine. Ötesi ne ki!? Tenim teninin, ruhum derininin içinde köpük… Ötesi ne!? Çatırdıyor dünya orta yerinden, kendi doğurduğunu yiyen hayvanlar gibiye dönüyor döndükçe güneşin çevresinde. Kusuyor bir yandan, geri tepiyor açgözlülükle midesine doldurduğu her şey, krizi patlıyor hiç kalmamış suratında… Ah ötesi ne!? Çırılçıplak bir Adem, çırılçıplak bir Havva kalana kadar kusacak, ötesi ne!?
Çok şükür ben seni unutmadım. Yanına gelemiyorsam ve Mavim Gül’ü seviyorsam her akşam sen niyetine ve dünya yıkılıp kalmışken ve senle ben durmadan bir hayat yapıyorsak kendimize ve umudu mavi ekiyorsak toprağa ve saksı da olsa büyüyorsa gül…