Şiir ve edebiyat, hayatın bazen bakmayı
hiç istemediğimiz ayna yüzüdür.
O aynaya bakmaya cesareti olanlar,
hayatı değiştirme cesaretini de yüzlerinde
taşıyanlardır...............
***EMİNE BAŞA***
İletişim:eylulguz@gmail.com
*Sitedeki yazıların tüm hakları
ve sorumluluğu yazara aittir.
yazıların izin alınmadan veya yazara
atıf yapılmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na
göre suçtur.*
O kentin eprimiş sokaklarında bıraktım kesiğimin bütün kabuklarını da geldim. Bir akşamüstü rehavetinde bulacağımı umarak bu kenti, geldim. Ama kesiğim kabuklarını bırakmaktan pişman oldu DENİZ! "Keşke bıraksaydın kanasaydım," dedi bana, kırgın... "Geçici bir görsel yanılsama," dedim ben de ona onu kandırmak için. Doğru demiş miyim DENİZ? Her şey bir yanılsama, ya da ben yanılsamanın kendisiyim. Yanılmanın en fiyakalı yerinde oturuyorum da farkında değilim!
Farkında olmayayım zaten DENİZ. İnanayım bu kalabalığın geçici görsel bir yanılsama olduğuna. "Hepsi sahte! diyeyim, değil mi DENİZ? Tatile gelmiş tatilciler! Deniz, güneş, kum... Geldiklerinin ne olduğuna dair fikir yürüteyim ve kendimi rahatlatayım.
Birine kulak misafiri oldum kendime bir kıyıcık ararken: "Şuradaki beyaz bikiniliye yazıldım abi! Yanındaki tıfıl da hiç önemli değil, onu atlatırız. Kız da bana yazıldı abi!" İşte geldikleri bu! Her yerde geldikleri bu! Yazılmak, ayarlamak, kadınlı erkekli... Yanındaki önemli değil! Hiç bir şey önemli değil!
"Dünya artık iki bacak arasında dönüyor," diyorum da, bana bunun adının AŞK olduğunu söylüyorlar DENİZ. Söylesinler. Ben de her defasında reddediyorum ve kendimi rahatlatıyorum DENİZ! Sen de öyle olmasını istersin, değil mi?
Ama biliyor musun, AŞK'ın adını ağzıma almaktan korkar oldum. Çünkü ne zaman ağzıma alsam, "iki bacak arası" çıkıyor karşıma! İki bacak arası kötü değil DENİZ. Olağanüstü bir ateşin, yanmaya sürekli elverişli bir bölgede yanmasının neresi kötü? Kötü olan, bu ateşin suni bir emme basma tulumbayla canlandırılmaya çalışılması, saniyelik haz veren tadlandırıcılarla viegra etkisine teslim edilmesi. Sonra da böbürlenme! Saniyelik canlandırma, saniyelik sönümlenmelere yol açar. Ateş yine yanmak için kavrulur, çünkü aslında hiç yanmamıştır ki! Yanar gibi yapmıştır. Bunun neresi iyi? Ne gibi bir katkısı var o iki bacak arasına? O muazzam ateşin hep yanmasına ne gibi bir katkısı var? Hiç bir katkısı yok, olamaz da... Çünkü suni yanmaları söndürmek için, iddia ediyorum, fazladan bir kişiye ihtiyaç yok! Sadece derde deva olmayan psikolojik bir arayış. Kendini kanıtlama, kendi bacak arasında oyalanma!
Anlamıyorum DENİZ. Sen de anlamıyorsun degil mi? Oysa onun sosu doğal bir tatlandırıcı, yani yakma kuvveti vasatın üstünde bir AŞK, yani titremesi öznenin dokunduğunda dudakları, yani sadece bacak arasında değil, saçlarda da yanması elin, sonra gözlerde tutulması ay dahil bütün evren sakinlerinin... Tutulma yani, öylece kalakalma, kendini kaybetmek ve unutmak orada. Bunun ne muazzam bir şey olduğunu unutanların unutmalarına benzemeyen bir unutma...
Bir el saçlarda da titriyorsa AŞK olur DENİZ. Sonucu durmadan ama durmadan başlangıçlara bağlamaktır onun işi. Her defasında dokunmaktır tenin en ince detaylarına, dokundukça, kalbin yol bulamamasıdır kendisine, çarpmasıdır bölünürken bin parçaya.
Ah DENİZ! Romantiklerimle döndüm, ama bir kıyıcığın bile kalmamış ki bana! Ben de o ramantikleri içimdeki kuleye hapsettim! Canım istediğinde gidip saçlarımı uzatıyorum onlara. Yeter ki AŞK olsun, yeter ki coşku debelenip dursun içimizde, yeter ki çiçeklerimiz solmasın, yeter ki bayatlamasın şu bedenimize hapsolup kalmış yüreklerimiz, yeter ki sözcüklerin tadı olsun, yeter ki kandili yansın gözlerimizin, yeter ki birbirimize sarılıp ağlayabilelim, birbirimizi çıldırasıya merak edebilelim, özleyebilelim, yeter ki ellerimiz saçlarımızda tutuşsun...
Saçlarımı uzatıyorum, tutuyorlar; beni seviyorlar! Ben de onları, ah DENİZ! Sevmekten kulemin duvarları yaşlanıyor da, yaptığım yamalardan yoruluyorum! Olsun DENİZ. Bundan hiç vazgeçmeyeceğimi biliyorsun, değil mi? Oksijenden boğulmaktansa, dumandan boğulmayı tercih edenlerden olduğumu da? O zaman sorun yok DENİZ.
İki bacak arası tatilcileri döner yakında. Seninle başbaşa kalırız, merak etme DENİZ. Sen Aphrodit'ini alırsın koynuna, ben kuledeki sevgilimi, AŞK'ı AŞKLAŞTIRIRIZ DENİZ.