çoklar be, ama çoklar
alnımdaki utanç kadar çoklar
ve tarih kadar yüzsüz
yakıyorlar, yıkıyorlar,
sürüyorlar, öldürüyorlar
çoklar be ama çoklar
örgütsüzlüğüm kadar...
Horozlar ötüyordu DENİZ. Uzak kentteki dostun yüzü ağarıyordu. Kırmızı bir Che ışıyordu dudak kıvrımlarında. Çekici ve öpülesiydi buğu... Görüyordum, o kıvrımlar...